Türkçe ve edebiyat(1) öğretmenlerime saygı ile…

Yusuf İPEKLİipekli65@gmail.com Bir öğretmen bir öğrencinin hayatına dokunur, bir öğrenci ise bir ülkenin kaderine… Benim hayatımda da izi olan öğretmenlerim oldu. Özellikle Türkçe ve edebiyat öğretmenlerim! Bu öğretmenlerimin başında ortaokul ikinci sınıfta öğrencisi olduğum Ömer Faruk Kurçeren gelir. Ömer Faruk Kurçeren, Gaziantepli idi. Genç, dinamik, entellektüel biriydi. Şiiri, öyküyü, anıyı tane tane okur, her sözcüğe, cümleye ayrı ayrı dokunurdu. Yaşardı sanki olayları olayların kahramanı gibi. … Okumaya devam et Türkçe ve edebiyat(1) öğretmenlerime saygı ile…

Okul var, okul var

Yusuf İPEKLİipekli65@gmail.comHaberleşmenin telefon zinciri ile sağlandığı o yıllarda okullar arasında tatlı bir rekabet vardı, öğretmenler arasında da… Sınıf içi ve sınıflar arasında münazara, santranç, futbol, kompozisyon, resim, şiir yarışmaları açılır, belirlenen seçici kurul eserleri veya müsabakaları kılı kırk yararak değerlendirir, sonuçlandırırdı. Bu etkinliklerden biri de okullar arasında yapılan bilgi yarışmaları idi. Bilgi yarışmaları bilgiyi ölçmekle kalmaz, yarışma ve izleyicilere centilmenlik kazandırır, zamanla yarışı öğretir, rekabeti … Okumaya devam et Okul var, okul var

Öksüzlerin öksüzleri

Anneleri sırra kadem basmış iki erkek torunuyla yaşardı Emine teyze. Eli yüzü temiz, hayatı her haliyle yaşamış, bir çok acıyı iliklerinde hissetmiş, zamanında hakikaten Osmanlı tabir edilen alımıyla yürekleri hoplatmış, alnındaki derin karışıklıklara rağmen nur yüzlü bir kadındı, anaydı. Erzurumluydu. Şivesini hiç değiştirmemişti. Gevrek gevrek konuşur, iki lafın birinde, “uyyy ben sea gurban” derdi. Gelinini belki açlık, yoksulluk, belki yediği dayaklar, gördüğü baskı, zulüm yüzünden … Okumaya devam et Öksüzlerin öksüzleri

Bana damdan düşen birini getirin

Siz atanamayan öğretmen oldunuz mu? Ben oldum. Yıl 1984. Kırşehir Eğitim Yüksekokulunu haziran döneminde iyi bir derece ile bitirmiş; ikametgâh belgesi, nüfus cüzdanı sureti, mezuniyet belgesi, tam teşekküllü hastaneden alınan sağlık raporu, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırma formu ile 6 adet vesikalık fotoğraftan oluşan atanma evraklarımı temmuz ayında bakanlığa teslim etmiştim. Bürokrasi, kararname, onay nedir bilmiyoruz. Bekleyin, dediler beklemeye başladık. Köyde ırgatlık, harmanın yoğun günleri. … Okumaya devam et Bana damdan düşen birini getirin

Doğan Melek’ler…

Öğretmenin de emekilisi olmadığından olsa gerek sabahları ilk işim gazetelerin, sitelerin eğitim ile ilgili köşelerini, yazarlarını, haberlerini okumak oluyor. Bu sabah da öyle yaptım. Sultan Uçar’ın, 24 Nisan 2020 tarihli Sözcü Gazetesindeki köşesinde okuduğum bir haber dikkatimi çekti. Yazar, rakamlarla “Haydi kızlar okula” kampanyasından “Haydi kızlar kocaya” noktasına nasıl gelin(diğini) tespit etmiş. Konu yıllar öncesine götürdü beni. Şu ünlü, 2000 li başında düzenlenen “Haydi kızlar … Okumaya devam et Doğan Melek’ler…

Adına gurban olurum adına

Televizyonun bırakın köyleri şehre bile giremediği yıllarda en büyük eğlencemiz, aile büyüklerinin anlattığı masalları can kulağı ile dinlemekti. Aslında her masalı onlarca kere dinlemiştik, nerede hangi olayın yaşandığını adımız gibi bilir ancak her seferinde aynı masalı aynı keyifle tekrar tekrar dinlerdik. Bazı masalların içinde ağıtlar söylenirdi. Çekilen acıların, maruz kalınan zulmün, acımasızca uygulanan törelerin dile getirildiği ağıtlar… Anadolu, her karışı hikayelerle örülü bir büyük medeniyet … Okumaya devam et Adına gurban olurum adına

Küskünüm sana

İstersen elif ol, istersen eğilİstersen rahat ol, istersen sefilBak bütün aşıklar olsun ki kefilKüskünüm sevdiğim küskünüm sana Onca yaşananı masal sansan daAdımı bir günde bin kez ansan daLeyla gibi kızgın çölde yansan daKüskünüm sevdiğim küskünüm sana Keyif verse yüreğime bakışınKeyif verse yüreğime akışınKeyif verse yüreğimi yakışınKüskünüm sevdiğim küskünüm sana Şunu bil ki güzel, çok güzel gelinUzatsa ömrümü şakıyan dilinÜzerimde olsa ayağın, elinKüskünüm sevdiğim küskünüm sana … Okumaya devam et Küskünüm sana

“Haksızın hak belasını versin! de…

Son yüzyılın ayıbı açlığın, insanlığın en önemli sorunu yoksulluğun, ulusları sefil ve perişan eden sömürünün, binlerce masumun ölümü demek olan cahiliye devrini andıran kardeşin kardeşi kırmasına vesile olan örneğin Ortadoğu’da devam ettirilen kör savaşların, daha fazla silah satmak için oynanan uluslararası emperyalist baskıların ve oyunların, İMF, Dünya Bankası, Birleş(me)miş Milletler gibi kan emici finans oluşumları ve yapılar sayesinde çil çil dolar, sterlin, riyal, avrolarla fink … Okumaya devam et “Haksızın hak belasını versin! de…

Güven(me)mek!

Sana güveniyorum. Güvenimi boşa çıkarmadın. Güvenilir insandır. Güvencesi benim. Güvenimi kazandın. Özgüveni yüksek bir kişiliktir. Güvenoyu aldı. Güven mektubunu sundu. Güvenimi sarsmadı. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “Güven; korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat.” olarak tanımlanmaktadır. İyi de bütün bunlardan bana ne diyorsanız sizinle ne ben anlaşabilirim ne de bir başkası anlaşabilir. Çünkü “güven” hayatımızın temel değerlerinden biri hatta en mühimidir. O … Okumaya devam et Güven(me)mek!

Koca bir hayatın kısacık öyküsü

Anadolu, toprak ana, ana vatan, ana yol, ana mal, ana para, ana dil, ana cadde, ana bilim dalı, ana menü, ana kucağı, ana okulu, anayasa, ana fikir… Hayatımızın onlarca değerini, güzelliğini ana kavramı ile telaffuz ederiz. “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar yoktur!” çünkü. Size bir şey söyleyeyim mi, “Ana” dedikçe anadan doğmuşa dönüyorum. Ana, önceliği sevgi olmak üzere içinde yığınlarca duyguyu büyüten, besleyen hakkı … Okumaya devam et Koca bir hayatın kısacık öyküsü