Bir Çığlığın Çağrıştırdığı

Dil devrimi, kültür devrimi, sanayi devrimi demiş; kocaman bir medeniyeti devirmişiz de bihabermiş devirdiğimiz çamlardan.

Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Taife-i Oğuzan kitabı üzerinden “Dede Korkut Hikâyeleri’nde Şiirsel Dualı Dil” başlıklı yazısında devirdiğimiz çamın/çamların büyüklüğünü ve cesametini yüzümüze çarpıyor Süheyla Karaca Hanönü. Tarihi tahrif eden, arifi cahil bırakan, malumu malul eden kültürel yozlaşmanın günahkârlarına sesleniyor adeta.

Rol model arayışında; sınır ötesi harekâta alternatif bir modellemenin pekâlâ içimizden yeşerebileceğine, küllerimizden yeniden dirilmenin kodlarına işaret ediyor yazısında. Görmezden gelinen bin yıllık bir geleneği gözlerden kaçırmanın ya da bilinçli bir planlama ile nasıl bundan sarf-ı nazar edildiğinin hüzünlü hikâyesini yakalamak mümkün satır aralarında.

AFAD (Afet ve Acil Durum) gönüllüsü gibi “sesimi duyan var mı?” çığlığını duyurmaya çalışıyor dert sahiplerine, etkili yetkililere, çözüm arayışı içinde olanlara. Birey sorumluluğu, toplum bilinci, adabı muaşeret, sosyal mesafe şuuru, manevi sorumluluk alanlarına değiniyor şiir dili ve dua üzerinden. Bunu da konsepte uygun bir üslup/biçem formatında üstelik gündemi ıskalamadan yapıyor.

Zehirli kültürlerle enfekte olmuş bir nesli, solunum yetmezliği çeken, yoğun erozyona maruz bir kuşağı entübe etmek yerine doğal yollardan oksijene kavuşturma çabası içinde çırpındığı görülüyor yazarın. Kadim medeniyetimizin; iyilik örme sanatına, incelik kurgulama maharetine, nezaket ve zarafet inceliğine göndermelerde bulunuyor ‘şiirsel dualı dil’ bağlamında.

Söz konusu kitapta geçen ve toplumsal karşılığı olan bütün rolleri, hiçbiri ihmal gelmeyen kimlikleri vitrine sunuyor yazısında aynı zamanda. Anne, baba, eş, kadın, erkek, çocuk, genç gibi bütün birey bilinç ve konum modellerinin, bütünün bir parçası gibi ya da eski ifade ile mütemmim bir cüzü olduğunu gözler önüne seriyor kapsamlı analizinde ve detaylı yazısında.

Dedem Korkut’ u dikkatlere sunma gayretinde olan Süheyla Karaca Hanönü kadar Ninem Korkut’u belleklerimize konuşlandırma çabasında olan Nilüfer Zontul Aktaş’ı da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu iki sese kulak verilmeli çok geç olmadan. İzleğinden yürüdükleri bu kültürel damarı hoyratça ıskaladığımızı, fersude kültürlere yenik düşürdüğümüzü düşünüyorum. 

Diz dövmek kolaydır maharet dize gelmemek, düze çıkmayı başarmaktır. Sözden öze değil özden söze bir yolculuğun yol tarifine muhtacız bugün. O tarifi de Süheyla Karaca Hanönü tafsilatlı bir biçimde yapıyor söz konusu yazısında. Dua dilinin inceliğini, istemenin usulünü ve “yazısız, pulsuz dilekçe” yazım kurallarını da sıkıştırıveriyor satır aralarına aynı zamanda.

Evrensel/küresel seferlere, milli/dini değerlerle beslenmeden çıkılamayacağını kanıtladığı yazısı okunmadan geçilmemeli diye düşünenlerdenim. Kıymetli yazarın dileği bizim de ortak dilimiz olmalıdır fikrini benimseyenlerdenim. Buram buram Anadolu kokuyor kalemi; kıymet vermek, kıymetlendirmek gerek edebiyatın ketum bedesteninde bu kalemi, kalemleri. 
 
Hüseyin ÇOLAK
Ankara – 02 Mayıs 2020   

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.