Before Korona After Corona

korona şekli ile ilgili görsel sonucu

Dünya’da en genel manada kabul gören anlayışa göre Hz. İsa’nın doğduğu gün Milat olarak kabul edilir. TDK sözlüğünde Milat: “Hz. İsa’nın doğduğu gün ve herhangi bir olayın başlangıcı.” olarak yer almaktadır. Miladi takvimin başlangıç günü de bugün olarak kabul edilmektedir. Dolayısı ile milat sonrası ve öncesi olarak ikiye ayrılıyor. Dünya milattan sonra 2020 yaşında ancak milattan öncesiyle ilgili, Dünyanın yaratılmasını coğrafya kitaplarından 4.6 milyar yıl önceye kadar gittiğini okuyabiliyoruz. Urfa, Göbeklitepe ile 12 bin yıla kadar insanlık tarihi uzatılabiliyor ama üç gün sonra yeni bir kalıntıda daha eski tarihlere de uzanabilir.

Bunların başlıkla ne ilgisi var diyebilirsiniz. Korona bir virüs ve tüm insanlığı esareti altına aldı. Hikaye ve roman yazarlarına buradan çok ekmek çıkar. Çin’in Vuhan şehrinde başlayan bir hastalık bütün dünyayı tehdit ediyor. Peki öncesinde ne vardı? İnsanların genel anlamda günlük yaşantısı nasıldı kısaca bir göz atalım. Sonra, sonrasına da bir bakalım. Dünyanın büyük bir kısmı haftayı Pazartesi olarak başlatıyor ve iş başı olarak Pazartesileri işine gidiyordu. Hatta bu yüzden Pazartesi Sendromu diye de bilinen ve sıklıkla kullanılan bir tabir vardır. Pazartesi işi olan işe gitti. İşi olmayanların bir kısmı ekmeğini başka yerlerde aradı. Ortalama olarak ülkemiz için mesai genel anlamda saat 08.00’de başlar öyle oldu. Dört saat çalıştı. Öğle arası verildi. Dört saat daha çalıştı ve işten çıktı. Ya direk evine geldi veya dışarıdaki işlerini yaptı ama nihayetinde evine geldi. Yemek, çay, televizyon, sosyal medya, ibadet, ortalama 23.30 civarı yattı. Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma aynı şekilde devam etti. Cumartesi bir kısım insanların işi devam etti. Pazar maaile genellikle evde kahvaltı ile güne başladı. Ya gününü tamamen evde geçirdi veya bir alış veriş sitesine gitti ya da akraba ziyaret etti. Misafirliğe gitti veya misafir geldi. Biraz uzun bir özet oldu ama durum bu.

Sonra ne oldu? Pazartesi evde başlayan hafta Cuma sona ermedi. Hafta sonu da evde devam etti. Odalar arasında geçen bir yirmi dört saat. Evde yaşamın ne kadar bu şekilde devam edeceğini şu aşamada kestirebilmek oldukça zor. Okullar tatil oldu. Camiler, Cuma namazı da dahil olmak üzere kapatıldı. Kademeli olarak devlet memurlarına izin verildi. Herkes her fırsatta elini yıkamaya veya kolonya ile dezenfekte etmeye başladı. Bütün uyarılara rağmen dışarı çıkmalar devam etti. Bunun neticesinde 65 yaş üstünde olanlara sokağa çıkma yasağı geldi. Sonrasında daha ne gibi yaptırımlar geleceğini bilmiyoruz.

Bütün bunlar olurken ne yapmalı? Korona ile mücadelede ne yapmalı demiyorum çünkü her gün Sağlık Bakanımız ve televizyonda doktorlar ne yapmamız gerektiğini, ne yapmamamız gerektiğini söylüyorlar.  Belki on beş gün, belki bir ay ve daha fazla evde kalacaklar olarak ne yapmalı? Kitap okumak tamam hadi en fazla 2 saat. Sekiz saat uyuyan birisi olarak hadi 10 saat. Kahvaltı, yemek 2 saatte buna ayıralım 12 saat. 3 saat film izledik 15 saat. Çocuklarla satranç falan oynadık 1 saat. 16 saat. Sosyal medyaya baktık 2 saat 18 saat. İbadetimizi yaptık 1 saat 19 saat. Geriye kocaman 5 saat kalıyor? İşte beni bu 5 saat ilgilendiriyor. Bu beş saat şuanda hayatımızdaki altın saatler. Beş saati bir ayla çarptığımızda 150 saat yapıyor. 150 saati kendimiz için, ailemiz için, ülkemiz için ve tüm insanlık için daha anlamlı hale nasıl getirebiliriz. 

Sağlık çalışanlarına moral için saat 21.00’de alkışlamalar çok olumlu ama yeterli mi? Örneğin evinde dikiş makinası olanlar ve maddi durumu elverişli olanlarla bir maske yapma seferberliği başlatalım. Şu anda bizden daha çok onların ihtiyacı var. Basit bir maske için dikiş makinası olmayanlar elde de yapabilir. Malzemeler; kumaş, ip ve lastik. Başka bir öneri öğretmen arkadaşlarımız watsaptan görüntülü arama ile öğrencilerine, komşu çocuklarına ders anlatabilir. Bu yazdıklarım zihnimizi bu yönlü çalıştırırsak daha çok şey üreteceğimizi vurgulamak için.

Evden çıkamıyoruz elimiz kolumuz bağlı sürecin geçmesini beklemek mi? Değilse ülkemiz için, kendimiz için farklı seçenekler aramak mı? Elbette hepimiz ikinci cümleye katılırız.

Bu arada bu virüs bize; durmayı, nefes almayı, düşünmeyi hatırlattı. Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur adlı romanının önsözünde; “Dünyada koşarak hiçbir şey görülmez. Alain, “düşünmek için durmak lazım” der. İlim adamı, filozof ve sanatkâr durur. Derinleşir. Uzun uzun yoklar” yazılıdır. Hayatımız bir koşturmadan ibaretti. Nereye olduğunu bilediğimiz bir koşturma.

Hasılı, siyasetçilerin çokça kullandığı slogan kendini gösteriyor. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olamayacak. Virüsü ister birileri laboratuarda üretsin, ister kendiliğinden, mutasyon geçirerek yayılsın. Uzun bir süre hayatımızda “koronadan önce, coronadan sonra” şeklinde yer almasını sürdürecek. Bize düşen bu altın saatleri gümüşe, bronza, tenekeye düşürmeden altın değerinde değerlendirmek. Belki daha iyi fikirlerle mücevher yapmak pırlanta yapmak daha anlamlı kılmak vesselam. Selametle…

İlhan Eranıl

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.